İlişkinizde yeni vizyonlar ve aktif değişim

Çoğu çift ilişkilerinde süreklilik ve güven arıyor. İlişkileri çıkmaza girdiğinde ise pes etmek yerine aile ve çift terapisi üzerine uzmanlaşmış psikologların ve psikiyatrların yardımından faydalanan çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Uzmanlara göre ilişkiniz için savaş vermek konusunda hiçbir zaman geç kalmış değilsiniz.

Geleneksel rol dağılımlarının, çiftler için somut davranış modelleri sağladığı dönemler geride kaldı. Ve günümüzde çok sayıda insan, bir yandan hayallerinin ve hedeflerinin peşinde gitme, diğer yandan ise sürekli bir beraberlik yaşayabilme arzusunun yarattığı ikilem arasında sıkışıp kalmış vaziyettedir.

İlişkiniz için yeni vizyonlar geliştirin


Böyle bir ikilem içerisinde bulunan çiftler için değişim büyük bir fırsattır. Uzmanlar bu durumda, çiftlerin cesur ve sabırlı bir şekilde ilişkileri için yeni vizyonlar geliştirmelerini ve bu vizyonları geçekleştirmelerini tavsiye ediyor.

Uzmanlara göre zorlukları ortadan kaldırmaya çalışmak yerine mevcut duruma uyum sağlamak ve kişinin kendini değiştirmeye çalışması yerine neyin önemli olduğuna ve hangi alanlarda eksiklik hissettiğine karar vermesi gerekiyor. Çünkü ancak bu şekilde kişi kendini tanıma ve değiştirme potansiyeline sahip olur. Dolayısıyla eşler önce kendilerini tamamlamalı ve karşılarındaki insanı da bu tamamlanmış haliyle kabul etmelidir. Bu kolay birşey değil çünkü çoğu kişi beraber olduğu insanı idare etmeye çalışır fakat gerçek anlamda kabul etmez. Birlikte oluğu insanı gerçekten tanıyan, ne gibi bir duygusal durumda bulunduğunu ve nelerden etkilendiğini bilen biri bu insanın tepkilerini rahatlıkla anlayabilir ve herşeyi kişisel bir saldırı olarak algılamaz. Çünkü tepkiler ve davranışlar kişisel saldırı olarak algılandığında bir defans mekanizması devreye girer ve bu mekanizma çatışmayı beraberinde getirir.

Aktif değişim

Çoğu zaman insanların yeni yollar denemeye yeterince cesareti olmaz veya bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. Özellikle hayal kırıklığı yaşanan durumlarda kişiler tüm davranışlarıyla yeniden hayal kırıklığına uğratılmayı engellemeye çalışır. İnsanların beyinlerine yerleşen yargılar ve bu yargıların beraberinde getirdiği davranış mekanizmaları bir çekim etkisi yaratır ve insanın hayatında bazı avantajlar sağlar fakat aynı zamanda belli bir bedele sahiptir. Hafızamıza kaydettiğimiz fikirler, hisler ve davranışlar bize hayatın üstesinden gelmemizde yardımcı olur. Fakat aynı zamanda düşüncelerimizi katı ve sabit kılar ve potansiyelimizin tamamını kullanmamıza engel olur.

Bu yüzden beynimizdeki inanç ve düşünce mekanizmalarını görebilmek ve bunları tanımak, bizi aktif değişime götüren ilk adımdır.

Paylaş:
FriendFeed'de Paylaş

Diğer Makaleler

"Ne düşünüyorsun?" - Bir erkeğe sorulmaması gereken 7 soru

Kadınlar günde ortalama 30.000 kelime konuşur. Erkekler ise 12.000 kelime ve akşam eve geldiklerinde bu kontenjanlarını çoktan doldurmuş olurlar. Bu basit karşılaştırma, kadın ve erkeğin bu konudaki farkını net bir şekilde ortaya koyar. Kadın konuşmak ister, erkek susmak. devamı

Önce aşk, sonra para

Boşanmayla biten evliliklerde boşanma nedeni çoğu zaman düşünüldüğü gibi aldatma veya ailevi problemler değildir. Maddi nedenler ve evlilik içerisinde eşlerin sergilediği tutum ve davranışlar en sık boşanma sebebini teşkil etmektedir. devamı

Sevilmeye değer olduğunuza inanın!

Hepimiz çocukluğumuzdan bu yana geliştirdiğimiz en temel inançlarımızı yansıtan ilişkiler çekiyoruz hayatımıza. Bu inançlar kendimizi nasıl gördüğümüzü, çevremizdeki ilişkileri ne şekilde algıladığımızı ve kendimizi sevilmeye değer bulup bulmadığımızı yansıtır. devamı

 
yukarı